KARTALKAYA DORUKKAYA OTEL’DE LİFT KAZASI

Barboros Mete'nin mailini olduğu gibi yayınlıyoruz. 17.02.2007 Cumartesi sabah 11:30 sıralarında Türkiye’nin en popüler kayak beldesi Bolu Kartalkaya Dağı’nın Dorukkaya Oteli’nin 2 kişilik oturmalı “telesiejine” dağın zirvesine çıkmak üzere bindik. Zirve yolunun aşağı yukarı tam ortasında ve en yüksek yerinde yanımdaki arkadaşımla liftin çelik halata bağlı olan bölümünden bir ses geldiğini farkettik. Ne olduğunu idrak edene kadar aynı sesi bir daha duyduk ve oturduğumuz ikili koltuğun çelik halatla olan bağlantıyı sağlayan borunun ucundaki kelepçenin gevşeyip yokuş aşağı dik bi şekilde duran halattan biraz geriye kaydığını farkettik. Bunun üzerine ön ve arka taraflara doğru “telesieji” durdurmaları için bağırmaya başladık ki tam bu sırada olan oldu ve çelik telin taşıdığı ikili koltuğun gevşemiş olan bağlantı yeri makaraların üzerinden geçerken lunaparktaki bir “gondol” gibi öne ve arkaya doğru sallanmaya başladık. Bir anda kelepçeler yerinden çıktı, arkamızdaki koltukta tek başına oturan arkadaşımızın koltuğuna doğru son sürat kaymaya başladık ve bu hızla koltuğa çarparak kenetlendik. Arka koltukta oturan arkadaşımızın snowboardu tek ayağına bağlı olduğu için hızlı bir refleks hareketi ile ayaklarını koltuğun üzerine çekebildi ve bu sayede bacaklarını kaybedebileceği bir kazayı atlattı. Ancak bizim koltuğumuz öyle bir hızla çarptı ki arkadaşımızın kafası iki sandalyenin arkasındaki borular arasına sıkıştı. Neyse ki bu sefer de kaskı olduğu için herhangi bir yara almadan kurtuldu. Bu sırada bağırışlarımız lift operatörlerine kadar ulaştı heralde ki bir anda telesiej durdu. Yanımdaki arkadaşım panikleyip koltuğun düşeceğini veya birbirine geçmiş iki koltuğun da bir arkadaki koltuğa doğru kayacağını düşünerek 8 mt. yükseklikten kendini aşağı sallandırarak aşağıdaki kayaların tam dibine atladı. Bende boardumu hemen çözüp aşağı atarak bu yükseklikte ayağa kalktım ve çarpmış olduğumuz koltuğa geçtim. Bu arada olan bitenin farkında dahi olmayan görevliler direklerdeki hoperlörlerle, bizimle alay edercesine “KOLTUKLARDAN AŞAĞI ATLAMANIN TEHLİKELİ VE YASAK” olduğunu anons etmeye başladılar. Telesiej’in direklerinde kontrol kameraları olmadığından görevlilerin bizleri görmesi imkansızdı. Cumartesi günü ve çok kalabalık olduğu için sesimizi yukarıya kadar ulaştırabilidik ancak çoğu zaman bu liftin olduğu bölgede sis, kötü hava şartları ve az insan oluyor. Sonunda bizi birbirine geçmiş iki koltuk ile yukarıya kadar çektiler. Dağın tepesinden aşağıya kadar yürüyerek inmek zorunda kaldım. 2 sıra arkamızda oturan arkadaşım yolda atlayan arkadaşımıza bakmak için aşağı kadar yeniden kaydı ve telesiejin başlangıç noktasında hala hiç bir şeyin değişmediğini, bu olay yüzünden geçen zaman zarfında 50 kadar insanın sırada beklediğini gördü. Sinir ile lift operatörlerine bağırmaya başladığında yukarıdaki operatörün aşağıya haber dahi vermediğini gördü. Ve atlattığımız kazayı anlatmasına rağmen en ufak bir aksiyon alınmadı ve çocuk-yaşlı herkesi telesieje bindirmeye devam ettiklerine şahit oldu. Bu sırada çarpışan sandalyeler yukarıdan dönerek yeniden aşağıya indiğinde ise bir merdiven dayayarak sandalyelerden tekini söktüklerini ve lifti yeniden çalıştırmaya devam ettiklerine şahit oldu. Bunun üzerine otel müdüriyetine çıktık ve olanları anlattık. Otelin Genel Müdürünün bu olaydan haberi dahi yoktu. Bize verdiği cevap ise telesiejin bakımını yapan yetkili Avusturya firmasının her sene gelip senelik bakımını yaptığını, kendilerinin de periyodik bakım yaptığını ve şimdiye kadar hiç böyle bir olayın yaşanmadığı oldu. Bunun üzerine telesiejin sorumlusunu çağırdı ve bize periyodik bakımının yapıldığını anlattırdı. Fakat biz kayan koltuğun üzerindeki tüm kelepçelerin pas içerisinde olduğunu görmüştük. Bunun üzerine ancak olayın üzerinden yaklaşık 1.5 saat geçmesinden sonra bizim yanımızdan liftin kapatılması talimatını verdi. Akşamüstü kayarak liftin yanına gittiğimizde bir operatörün her bir sandalyenin kelepçesini bir ingiliz anahtarı ile hiç zorlanmadan 3-4 tam tur döndürdüğünü, daha sonra da iyice sıktığını gördük. Demek ki bir çok sandalyenin kelepçesi gevşemiş durumdaydı. Böyle bir olaydan sonra neredeyse 200 koltuklu telesiejin bakımı 3 saat gibi kısa bir zamanda tamamlandı ve yeniden hizmete açıldı. İki arkamızdaki koltukta başka bir çift arkadaşımız oturuyordu, ya onlar bizim arkamızda olsalardı ne olurdu? Yaralanmadan kurtulma ihtimalleri var mıydı? Ya arkamızdaki koltukta 1 çocuk oturuyor olsaydı, ne olurdu? Veya bu olay kötü bir havada olsaydı, sis varken olsaydı, ön ve arka koltuklarda insanlar olmasaydı ne olurdu? Kayak Federasyonu bu işletmelere izin belgesi veriyor peki kontrol ediyor mu? Veya HERHANGİ bir kontrol mekanizması var mıdır? Üniversite Oyunları’nın yapılacağı bir ülkede bu rezalet gencecik öğrencilerin sakat kalmasına sebep olsaydı ne olurdu? Bizim hayatımız bu kadar değersiz mi; hayatlarımız o vidaları sıkan görevli ve onların şeflerinin mi elinde? Sesimizi duyuramadık ve görevliller bizi görmediler, anlamadılar. En azından ucuz bir maliyetle her direğe kameralar yerleştirilebilir. 1 günlük pistleri kullanmak için 70 YTL verdiğimizi düşünürsek maliyet olarak devede kulak kalır . Ucuz atlattığımız bu kaza ilk olabilir ama eğer önlem alınmazsa bundan sonra bizi daha da büyük kazalar bekliyor olacaktır. Barbaros Mete 0532 463 1975  

 

<<< Pencereyi Kapat >>>