ERZURUM KIŞ SPORLARINA HAZIRLANIRKEN

PROF. DR. NİHAT G. KINIKOĞLU / Radikal 10.11.2007 Erzurum 2011 yılı dünya üniversitelerarası kış sporları için seçildi. Peki Türkiye'den bu yarışmaya katılacak yetenekler nasıl seçilecek ve yetiştirilecek? Dört yıl sonra skor panolarında Türklerin olmamalarını ve alt sıralarda yer almalarını nasıl karşılayacağız? Erzurum'un 2011 yılı dünya üniversitelerarası kış sporları için seçilmesi hepimizi çok mutlu etti. Emeği geçenlere teşekkür ederiz. Bu yazımda üzerinde durmak istediğim konu, Türkiye'den bu yarışmaya katılacak yeteneklerin seçilmesi ve yetiştirilmesidir. Dört yıl sonra, skor panolarında Türklerin olmamaları veya alt sıralarda yer almaları, halkımızı inanılmaz bir aşağılık duygusuna sürükleyecek, diğer ülkelerdeki saygınlığımıza büyük darbe vuracaktır. Dört yıl, kış sporları geleneği olmayan bir ülke için son derecede kısa bir süredir. Dört yıl sonra üniversiteli olup da yarışacaklar, bugün ilköğretim ve lisedeki öğrencilerdir. Bu öğrencilerin bu yarışmalara katılabilmeleri için her şeyden önce üniversiteli olmaları gerekmektedir. Diğer bir deyişle, diğer ülkelerden farklı olarak, sporla uğraşacakları zamanlarını dershanelerde üniversiteye giriş yarışması için kullanacaklardır. Onlardan hem uluslararası spor yarışmasını hem de üniversiteye giriş yarışmasını kazanmalarını beklememiz gerçekçi değildir. Hazırlanma süresinin çok kısa olması, fiziki olanakların istenilen düzeye getirilmesi için yoğun çalışmaları ve yatırımları gerektirmektedir. Fiziki olanakların sadece Erzurum'da olması, bu olanaklardan yaralanarak yarışmaya hazırlanacak öğrencilerin Erzurum'la sınırlı kalması demektir ki sonuç yarışmalarda başarısızlıktır. Erzurum'la aynı zamanda üç büyük ilimizde başta olimpiyat ölçeğinde buz pateni salonları olmak üzere spor olanaklarının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu salonlarda yurtdışından getirtilecek antrenörler görev almalı, antrenörlere gerekli olanaklar sağlanmalı, onlara ilköğretim ve lise öğrencilerinden yetiştirecekleri gençleri seçme hakkı tanınmalıdır. Üniversiteye girişte ek puan Bu arada, kış sporu kültürünü yaratmak için, kışı soğuk geçen yörelerimizdeki belediyeler 15 -20 cm derinliğinde, şehir merkezlerine yakın yerlerde, halkın ve çocukların birlikte eğlenebilecekleri buz pateni havuzları oluşturmalıdır. Yazımın başında belirttiğim asıl soruna gelince: Bu konu bizim ülkemize has bir sorun olarak yarışmalarda yok olmanın veya en sonlarda olmanın ülkemize vereceği büyük zarar göz önüne alınarak çözülmeye çalışılmalıdır. Bana göre bu sorunu çözmenin tek yolu üniversite giriş sınavlarında antrenörlerin gelecek gördüğü belirli kriterleri ve başarıyı sağlayan öğrencilere üniversiteye girdikleri bilim dalına bakılmaksızın ek puan verilmesidir. Bu arada konu spordan açılmışken iki konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. Birinci konu okullarımızda görülen şiddet eğilimidir. ABD'de Kennedy'in başkanlığı döneminde bu sorunun çözümü araştırılmıştır. (ABD ve ileri ülkelerde bizim aksimize sorunlara çözüm önerilerini bilim adamları araştırmalarla hazırlar, karar organları araştırmalara dayanan çözüm önerileri içinden tercihlerini yaparlar.) Sonunda Kennedy deklarasyonu imzalanmış, okulların kapalı derslik alanı kadar spor alanına kavuşturulması çözüm olarak görülmüştür. Değineceğim ikinci konu ülkemizde sporun durumudur. Çağdaş ülke saygınlığını kazanmak, öncelikle sanat, bilim ve teknolojide çağdaş olmayı gerektirir. Buna rağmen uluslararası düzeyde sporun çektiği ilginin diğerlerinden fazla olduğunu, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde spordaki başarının daha kolay algılanır ve daha fazla önemsenir olduğunu biliyoruz. Galatasaray'ın UEFA kupasını alarak gösterdiği başarının ülkemizin tanıtılmasına yapmakta olduğu büyük katkıyı Tunus'ta duvarlara yazılı Galatasaray yazılarıyla gördüm. Bu yazılar bir bakıma bize Türkiye'nin tanıtımı için New York caddelerinde yürüyüş yapmaktan daha iyi yöntemlerin olduğunu da göstermektedir. Başarıya götürecek üç yol Sporun diğer dallarında da bir zamanlar futbolda yakaladığımız başarıyı sağlayabilmemiz için şunlar yapılmalıdır kanısındayım: 1. Yeteneklileri küçük yaşlarda bulup, yetenekleri değerlendiren, çeteleşmeyi önleyerek yeteneklinin serbest rekabet ortamında yarış abilmesini sağlayan bir düzen kurulmalıdır. 2. Katılmak istediğimiz spor dallarında bilim ve teknolojinin bütün olanaklarını kullanan bir veya birkaç araştırma merkezi kurulmalıdır. Discovery Channel'i seyredenler, ABD''deki bir üniversitenin araştırma merkezindeki özel havuzlarda yüzücülerin her hareketinin yarattığı itme ve direncin ölçüldüğü biyomekanik çalışmalarını görmüş, çağımızda sporun ne derecede bilim ve teknoloji ile iç içe olduğunu fark etmişlerdir. 3. Fiziksel yapımıza en uygun ve katılımı sağlayabilmek için halkın en fazla sevdiği, desteklediği spor dalları araştırmalarla belirlenmelidir. Spor atılımını başlatırken, yukarıdaki nedenlerle birçok dala birden kaynak ayırmak yerine, başarı ihtimalimiz yüksek olan bir veya iki dala yoğunlaşmamız yerinde olacaktır. Örneğin, bir zamanlar 'Türk gibi kuvvetli' sözünü söyleten güreş, bu dallardan birisi olabilir. Güreş salonları için fazla yatırıma ihtiyaç olmadığı, halkın bu spora olan sevgisi ve ulusal karakterimizin ekip halinde çalışmaya pek uygun olmadığı göz önüne alınınca, bu spor dalı ilk atılım için seçilebilir. Fakat, 1. maddede bulup değerlendirmeyi önerdiğimiz yeteneklilere, kendilerini deneme olanağı sağlamak için olimpiyatlarda yer alan her dalda en az bir tesise sahip olmamız da uzun vadede hedeflenmelidir. Yeteneklilerin nasıl bulunacağına gelince: Küçük yaştakilerin kaynağı okullardır. İlkokullardan başlayarak tüm okulların öğrencileri arasında yarışmalar yapılması desteklenmelidir, Yerel birimlerin, mensuplarında uyandırdığı ait olma duygusu nedeniyle yarışmaların bir sonraki aşamada köyler, kasabalar ve şehirler arasında yapılması ilgi çekecektir. Başarılı öğrenciler bir üst okulda burslu okumalarına olanak sağlanarak veya bir üst okula giriş puanlarına ek yapılarak ödüllendirilmeli veya bir başka yöntemle öğrenciler yarışmaya katılmaya ve ilgilendiği spora vakit ayırmaya teşvik edilmelidir. Olimpiyatların İstanbul'da yapılması için verdiğimiz veya verdiğimizi sandığımız uğraşın yüzlerce defa fazlasını olimpiyatlarda yarışacakları yetiştirmek için vermeliyiz, Avustralya'nın olimpiyata ev sahipliği yapma başvurusundan önce sporcu olarak yetiştirmek üzere 100 binin üzerinde öğrenci ile olimpiyat hazırlığına başladığını biliyoruz. Her konuda olduğu gibi, buz pateni yarışmasında da büyük başarılar gösteren Çin'in bu yarışmalar için 1 milyar insan içinden seçme yapabildiği bir örgütlenmeyi kurduğunu biliyoruz. Biz ise olimpiyatlara hazırlık için avanta olanağı fazla olan, yolu olmayan spor tesisleri inşaatından başka bir şey yapmadık. Prof. Dr. Nihat G. Kınıkoğlu: Atatürk Üniversitesi öğretim üyesi  

 

<<< Pencereyi Kapat >>>