2007-8 SEZONUNUN ARDINDAN

Her şey oldukça güzel başlamıştı. Kariyeri olan bir Sloven Hoca ile anlaşılmış, oldukça geniş bir kadro ile Uludağ ve Samsun’da yaz kampları yapılmış, arkasından Sloven hoca’nın gözüne kestirdiği bir kadro ile Avusturya buzul kampına gidilmiş, arkasından Ankara’da bir kamp ve sağlık taraması. Aralık ayında yapılacak olan Slovenya antremanları ve yarışları için belirlenen kadro gayrı resmi olarak duyurulmuş ve sporculara yoğun geçecek bir yurtiçi yurtdışı antreman ve yarış programı için hazır olmaları istenmişti. Aralık başında erken yağan kar nedeniyle , Slovenya da yapılacak olan antremanlar yeterli kar olmayan Erzurum’a alındı, ama seçme bile yapılacak kar olmadığı , ayrıca da senelik bütçenin yetersiz kalması nedeniyle Slovenya yarışlarına da gidilemeyeceği için , doğru dürüst antreman yapılamadan kamp dağıldı. Bu Avusturya kampına seçilemeyen sporcuların yaşadığı ikinci hayal kırıklığıydı. Ocak sonu Bulgaristan’da yapılacak olan FIS yarışlarına gidecek kadronun seçmesi için bu sefer yeterli kar olmayan diğer bir kayak merkezi Kayseri’de yapılan kamp, kayak sporunda uzun zamandır yaşanmayan sporcu isyanı ile yeni bir boyut kazandı. Senelerdir takvime alınan ve nedense bir türlü yapılamayan Kayseri FIS yarışının geleneksel iptali ise bir sürpriz olmadı. Takımın yarısının soğuklara yenik düştüğü seçmelerde seçilen 6 bayan, 12 erkek sporcumuz Romanya/Bulgaristan seyahati öncesi evlerine yollanırken, diğerleri 1.etap yarışları için Kayseri’de kaldı. İlk gün yapılan slalom yarışları, organizasyon açısından kayak tarihimize geçecek bozukluktaydı. Federasyonun yayınladığı Teknik Organizasyon Şartnamesinin nerdeyse her maddesini ihlal etmeyi beceren torpilli organizatör , sporcuların ısınmak için girdikleri kafeden bile kovulmalarına seyirci kalarak bu işi ne kadar iyi yaptığını ispatlamış oldu. Bitlis’de yapılacak 2. etabın karsızlıktan iptali ve maalesef yarışın başka hiçbir yerde yapılamaması ile sporcular uzun bir tatile girerken, milli takım kafilemiz 40 saatlik yorucu bir yolculuğun ardından Romanya’da ilk yarışlarına girdiler. Ertesinde Bulgaristan’a geçen kafile Borovets yarışlarının da iptali nedeniyle boşalan takvimi antremanla değerlendirip Vitoşa’da ki yarışlara hazırlandı. Koşulan dört yarışın ardından Şubat başı ülkemize dönen sporcular Erzurum’da yapılacak 3. etap yarışlarına kadar evlerine dağıldılar. Şubat ortası Erzurum’da yapılan etap yarışları aynı zamanda Bosna-Hersek de yapılacak FIS yarışlarının seçmesi niteliğindeydi. Son gün yaşanan olumsuz hava şartları yüzünden iptal edilen Super-G yarışları, hava muhalefeti nedeniyle ilk günkü yarışlara yetişemeyen sporcuları puantajda dezavantajlı duruma getirip, bazılarının Türkiye Şampiyonası’na gidememesine neden oldu. Toplam 9 yarış sonucu toplanacak puanlarla hak kazanılacak olan Türkiye finalleri için , Kayseri’de yapılan 3 gayrı nizami yarışma ve Erzurum’da yapılabilen 2 yarışın toplamı, sadece 5 yarışmayla yetinildi. Diğer taraftan Bosna Hersek için oluşturulan takım, bir söylentiye göre teknik heyet tarafından beğenilmediği için, resmi ağızdan ise karayolunun müsait olamaması nedeniyle , yarışa götürülmedi. Bu sporcuların yaşadığı bir diğer hayal kırıklığı oldu. Türkiye Şampiyonası geleneksel şekilde Erzurum’da düzenlendi. Çocukların yarıştığı parkurun medeni görüntüsünün yanında, büyüklerin yarıştığı pistin iptidai görüntüsü ve sergilenen performans sahiden üzüntü vericiydi. Hakem hatalarının bazı sporcuların muhtemel Türkiye Şampiyonluğunu ve derecelerini çalması , yarışın en çok konuşulan olayıydı. Tabii bir de il puanlarını yanlış toplanıp ikinci ile üçüncünün yanlış ilan edilmesi de çoktandır kanıksamaya başladığımız olaylardandı. Üç sene evvelsine kadar dereceye giremeyen İstanbul’un aldığı birinciliğin Türk kayağının nerede olduğunu en iyi şekilde özetlediğine inanıyoruz. Geçen seneki kadar olmasa da erkeklerde iyi puanlı yarışmacıların katıldığı Palandöken ve Sarıkamış Kupası için sporcularımızdan geniş bir katılım sağlanması olumluydu. Ancak bütün sporcuların milli takım bünyesi altında yarışmasının dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulama olduğu da bir gerçek. Kanımca milli takım sporcusu olmak bu kadar ucuzlatılmamalı. Seçilen ‘’hakiki’’ milli takımların yanında diğer sporcular ister ferdi ister Federasyon karması adı altında bu yarışmalara katılması daha doğru olacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca sakatlık/hastalık/başarısızlık veya diğer nedenlerle Türkiye Şampiyonası’na katılamayan sporculara da bu yarışlara ferdi katılma yolu bu şekilde açılacaktır. Ülkemizde yapılan FIS yarışlarına giremeyen sporcularımızın bir sene evvel kazandığı FIS puanları yeni sistemde çok yükseliyor, en azından bu sporculara şans tanımak lazım. Erzurum’da ilk gün yapılan slalom yarışları milli takım antrenörlerinin üstün çabasıyla iki matkap ve iki anahtarla fırlayan kapıların yerlerine montajı ile tamamlandı. Vlado aldığı maaşın hakkını yarışı seyredemeden sıktığı onlarca kapıyla :) vermiş oldu. Erkek sporcularımız İranlı ve Yunanlı rakiplerinin arasında kendilerine kürsüde yer bulamayınca, bayanlarda gelen madalyalar teselli oldu. Cumartesi, gece yağan karın temizlenmesi ve pistin hazır edilmesinin, ikinci gün yapılacak olan b.slalom yarışının pazar günü Sarıkamış’ta yaparız rahatlığıyla ertelenmesi, öğlen öğrenilen otel rezervasyonu karmaşası nedeniyle , boşa giden bir gün oldu. Pazar sabahı da yaşanan hava muhalefeti yarışın yapılmasını imkansız hale getirince, pazartesi Sarıkamış’ta iki b.slalom peşi sıra yapıldı. Sarıkamış’ta ki pistin , aynı gün içinde 400 e yakın sporcunun kaymasına rağmen bozulmaması, senelerdir buraya yarış verilmemesinin başka bir nedeni olduğunu düşündürüyor. Sarıkamış kupası da sezon boyunca yeterli hazırlık yapamamış erkek sporcularımızın hayal kırıklığı ile sonuçlanırken, Sloven hariç karşılarında ciddi rakip bulamayan iki bayan sporcumuz hem madalyaları ve dolayısıyla para ödüllerini topladı. Tabii bu işten en karlı çıkan Belçikalı ve Sloven sporcular oldu. Bu yarışın sonuçlarına göre seçilecek Bansko FIS yarışı kadrosu da tam açıklanmadan, seyahatin iptal edilmesi yaşanan son hayal kırıklığıydı. Ali Oto’nun gayretleri ile defalarca yurtdışı yarışmalara giden snowboardcuların yanında sadece bir seyahatle yetinen kayakçılar ne Türkiye Şampiyonası’nda ne de Uluslararası kupalarda kendilerine yeterince sahip çıkılmadığını hissettiler. Sezon başında yayınlanan yurtdışı yarışmaları faaliyet programında bulunan, 15-22 Aralık Slovenya, 12-13 Ocak Yunanistan , 17-20 Ocak Slovenya, 22-26 Şubat Bosna, 3-4 Nisan Bulgaristan yarışlarına gidilmemesi , faaliyet programının ne kadar ciddiyetten uzak hazırlandığının bir göstergesi. Koca bir sezonun özeti maalesef bu, bolca hayal kırıklığı. İlerisi için umut veren bir iki isim var, erkeklerde Cenk Usta, bayanlarda İrem Önder ki onların da kat etmesi gereken daha çok yolları var . Hafta sonu yine Erzurum’da Asım Kurt kulüpler arası yarışması var. Federasyon bu yarışmayı para ödüllü yaparak, kulüpleşmeyi özendirmek için iyi bir adım atmış. Sahiden diğer uygulamalarla da desteklenmesi gereken bir girişim. Bu yazıyı sektörün içinden biri ve sporcu babası olarak , sadece muhalefet olsun diye değil, yetkililer başkasının gözünden olayları görsünler diye yazdım. Yoksa üç kuruş paraya, işin şerefi için çalışan milli takım antrenörlerimizi ve gönüllü bir görev ifa eden federasyon yetkililerini kırmak gibi bir gayem yok. Maalesef işler istendiği gibi gitmiyor, ben mi karamsarım bilmiyorum ama ilerisi için umutlanmak için hiçbir kıvılcım göremiyorum. Not: İçinde kişisel hakaret , ispat edilmeyen suçlama içermeyen bütün yazılar , yazarın gerçek kimliği açıklanarak burada yayınlanacaktır. Yazılarınızı , mümkünse fotoğraflarınızla birlikte bekliyoruz. Ben de tartışılması/sorgulanması gerektiğini düşündüğüm konuları ve şahsi önerilerimi en kısa zamanda yazacağım.

 

 

<<< Pencereyi Kapat >>>