BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU

Artık kulüp yöneticisi şapkamı çıkardığım için yazılarımı daha da rahat yazabiliyorum. Son zamanlarda Federasyon tarafından yapılan Milli takım seçme ve ceza kuruluna verme uygulamaları inanılmaz tezatlar ve hukuksuzluklar içerdiği için , bunları sizinle paylaşmak istedim.

İlk önce cezalarla başlayalım. Senelerdir ilan edilmeyen, benim resmen sorup, istememe rağmen "Özel Hayatın Gizliliği" diye bir Anayasa maddesinin arkasına sığınılarak açıklanmayan cezalar, en nihayet açıklandı. Bunda benim TC Başbakanlık Bilgi Edinme Kurulu'na yaptığım itirazın bir faydası oldu mu bilmiyorum ama en azından kimlerin hangi tarihlerde / ne kadar ceza aldığını öğrenmiş olduk. Öncelikle belirtmeliyim ki (beni tanıyanlar da gayet iyi bilir) sporda disiplinin çok önemli olduğuna inanırım. Ancak bu disiplin ve ceza uygulamalarının bir standartı olmalı. Federasyon'un uygulamaları maşallah sıkıyönetim savcıları ve hakimlerini geçti. Geçen sene bir yurtdışı yarışnda antrenörleri tarafından yakalanıp hemen orada yarışlara sokulmayarak cezalandırılan sporcular , tedbirsiz olarak ceza kuruluna veriliyor ve Ağustos/Eylül aylarında sabitleşen 1 aydan 1 yıla kadar yeni sezonu ve hazırlık dönemini kapsayan ceza veriliyor. Benim anlamadığım bu gençlerin suçu sabitse ve bu kadar büyük bir cezayı gerektiriyorsa , bunları niye tedbirli olarak ceza kuruluna sevk etmediniz?  Hiç olmazsa cezaları , suç fiillerinin işlendiği zaman başlardı. Ama ne yaptılar hem geçen sezon takımdan keserek , yarışlara sokmayarak ceza verdiler hem de ağustos ayından başlayarak 1-12 ay arasında hak mahrumiyeti verdiler. Aynı suça iki ayrı ceza uygulamak ne kadar hukuki ve vicdani ? Diğer bir konu ise , bir  "şerefli"  antrenörün ihbarıyla ortalığı ayağa kaldırdıkları sarhoş iki sporcumuz meselesine gelmek istiyorum. Günlerce hatta aylarca iki sporcumuzun yurtdışı yarışlar sırasında nasıl sarhoş olup dağıttığını anlatan yetkililer , bu sporcuları ne yarışlardan men ettiler ne de ceza kuruluna sevk ettiler. Madem bu ihbara inanmayıp , dedikodu sayıp itibar etmiyorsun , o zaman bu ihbarı yapan "şerefli" antrenöre takımı tekrar hangi yüzle emanet ediyorsun? Sormazlar mı adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye..

Kendimle ilgili konuyu bir başka yazıya bırakıyorum.

Milli Takım seçmelerine gelijnce, dediler ki biz kriterler belirledik ölsek de bu kriterler değişmeyecek. Biz defalarca böyle kriter olmaz , bir yarışla sporcunun performansı ölçülmez , bütün sezonda ki performanslarına bakmak lazım ayrıca teknik kadronun da bir söz hakkı olmalı dedik. Her zaman olduğu gibi gene söylediklerinin arkasında duramadılar (bu sefer hayırlı oldu, doğrusunu yaptılar ama neyse) geçen sezon ki performanslarına göre bazı sporcuları takımlara dahil ettiler. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın niye bu isimler çağrıldı demiyorum , hepsi fazlasıyla hak etti. Ama sadece hak eden onlarmıydı? Yoksa onların arkası sağlam diye mi dahil edildiler? Sakatlığı yüzünden geçen sene 1.etap da çok iyi performans göstermesine rağmen 2. etap ve Türkiye Şampiyonası'na giremeyen Halit çağrılırken, yine 1. etap da gösterdiği performansla EYOF kadrosuna alınan ve FIS kodu açılan sonrasında sakatlanan Beste niye çağrılmadı ? Mustafa ile Zeynep son açıklanan kadroya dahil edilirken , benzer konumda olan Erdinç, Erkan, İbrahim ile Doğuş'un ne suçu var da çağrılmıyorlar ? Pardon Erdinçle Erkan yaşlıydı unutmuşum. Bir önceki sezon büyük haksızlığa uğrayan 93 doğumlu Ömer A takıma çağrılırken,Harun,Mert, Mustafa B takıma çağrılırken 94 doğumlu Doğuş'un takım dışında bırkılmasını mantıklı bir izahını bulamıyorum. Günlerdir 2010-11 sezıonunun bütün yurtiçi ve yurtdışı yarışlarını , FIS puanlarını inceledim, inceledikçe de sinirlendim. 94 jenerasyonunun en iyisine iki sene arka arkaya bu kadar haksızlık yapılmaz. Bu çocuk sporu bırakmak üzere, bir yerinize kına ykarsınız artık. Yine etaplardaki performansı ile takıma seçilen ve Uludağ Çocuk Kupası'nda tek madalyamızı kazanan Derin de kadro dışı. Herhalde seçilmeyenlerin öncelikli suçları Erzurumlu olmamaları veya sağlam arkaları olmaması. Hepimizin bildiği gibi bütün dünya alp disiplini yarışları iki kategoriye ayırır. Teknik (slalom/b.slalom) ve sürat (iniş/super-g) diye ayrı takım ve ihtisas antrenörleri vardır. Biz yeterli altyapımız ve sporcumuz yok diye sürat takımı kurmuyoruz, ama teknik kategoriler için oluşturulan takımı belirlerken Super-G sonuçlarını hesaba katıyoruz. Sormazlar mı adama bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye...

 

 

<<< Pencereyi Kapat >>>